Antik çağ süresince at ve atlı araba yarışmaları olarak gelişen binicilik sporu olimpik serüveni 1912 yılında Stockholm Olimpiyat oyunlarından itibaren modern olimpiyatlar ile birleşerek engel atlama, at terbiyesi ve 3 günlük yarışma branşlarında yoluna devam etmektedir.

Türkiye’ de binicilik sporu uygulanmasında karşılaşılan yaygınlaştırma ve tanıtım, okullaşma, öğretim ve eğitim, yerli at üretimi, kitap-yayın, yönetim ve planlama gibi temel problemlerin bilimsel bir yaklaşım ile çözümüne ihtiyaç duyulmaktadır. Binicilik tıpkı tarihinde olduğu gibi tekrardan bir halk sporu olarak tanınabilmesi ulusal ve uluslar arası arenada hak ettiği yeri alabilmesi için çağdaş ve milli politikaların üretilerek istikrarlı bir biçimde uygulanabileceği bir Ulusal Binicilik Okulu yaklaşımının, zaman kaybetmeden gündeme alınması gerekliliği net bir şekilde ortadadır.

Bilimse bir niteliği olmayan eğitim anlayışı ile hiç bir gelişme elde edilemediği gibi bu spora gönül veren birçok gencimiz, aynı eksiklik sebebi ile belirli bir seviyenin ilerisine geçemediğinden dolayı bir daha dönmemek üzere binicilik sporunu bırakmak zorunda kalmaktadırlar. Sonuç olarak ise binicilik, ne yazık ki günümüzde bir halk sporu olarak tanımlanamamaktadır.

Binicilik sporu temelinde doğa ve hayvan sevgisini barındırmakta. Kişinin yeryüzünün en soylu varlıklarından biri olan atla birbirlerini tanıyarak ve etkileyerek sonucunda tamamlayarak oluşturdukları uyumu kendilerini izleyenlere de en estetik biçimi ile sundukları bir sanat şeklinde tarif edilebilir.

Binicilik hissi doğuştan var olması gereken ve kişiye göre değişken bir yetenek olmasına rağmen çalışmalar ile duyarlılığı geliştirebilecek özelliktir. Atı ruhen ve bedenen hem çabuk hem de iyi anlama, onun gösterebileceği etkileri önceden algılayarak hazırlıklı olma, at ile bütünleşme ve tepki gösterme biçiminden tanımlanan bu his, binicilerin at olan yakınlığı ve eğitimdeki devamlılığı ölçüsünde gelişmektedir.дайвинг мальдивыcheck in spellinglanding page designs

Hemen Ara!